Yamaç Paraşütü

Yamaç Paraşütü ile Bulutlara Dokunmak

Yazan: Basat Okay

Hikayem; küçük yaşlarda çoğumuzun favorisi olan, oyun bahçelerinin vazgeçilmezi, o yıllarda bitmek bilmeyen kuyruğu ve “hadi artık, sıra bende” yakınmalarıyla hayatımızda yer alan; salıncakla sallanmak heyecanı ile başladı diyebilirim. Rüzgarı yüzümde hissederek, yer ve gökyüzünün akışını izlemenin yanı sıra, daha da hızlansın diye ayağa kalkıp hızlıca oturma denemeleri, salıncak durmadan sıçrayarak inmeye çalışmak, gözler kapalı iken yön değiştirmeye çalışmak…gibi türlü hareket ve oyunlarla geçmişti çocukluğum. İçimde her zaman bir rüzgar ve heyecan tutkusu vardı…Bir arayış içerisindeydim 🙂

Yıllar sonra, lise sondayken babamın önermesiyle “Yamaç Paraşütü”(Paragliding) sporunun varlığını öğrendim. Tabi ben de o zamanlar yamaç paraşütünün, uçaktan veya uçurumlardan atlanarak yapılan serbest paraşüt (skydiving/base jumping) ile aynı şey olduğunu düşünüyordum. ODTÜ Havacılık Topluluğu Yamaç Paraşütü eğitimine başladığımda; benimle beraber başlayan 150 kişiden, teorik dersler (meteoroloji, uçuş tekniği, aerodinamik, acil durumlar, malzeme.. gibi), sınav ve yer çalışması elemesi sonrası, kalan 50 başlangıç pilotuyla bambaşka eğlenceli ama disiplinli bir dünyaya adım attığımı anladım. İlk uçuşumu, eğitmen telsiz kontrolüyle tek başıma, 30 metreden gerçekleştirdiğimde tam anlamıyla bu inanılmaz spora bağlandım. Hayalimdeki özgürlük hissini ve uçma heyecanını en üst düzeyde yaşatmasının yanında, sıra dışı insanlarla dostluk ve eğlence içinde geçen yıllara dönüp baktığımda çok güzel anılara sahip olmamı sağladığını da görüyorum.

Yamaç paraşütünden kısaca bahsedersem; 1980 ’li yıllarda serbest paraşütçüler tarafından keşfedildi. Paraşütün malzemesini  hava geçirmez kumaşla değiştirdiler ve sadece içine dolan hava ile -uçak kanatlarındaki gibi- airfoil şekli alacak şekilde tasarladılar. Kubbe şeklindeki ana yapısını eliptik hale getirdiler. Bu sayede, paraşütlere göre çok daha uzun süre havada kalabilen, yükselen hava hareketleri (termik) ile bulutlara çıkabilen, katlanıp sırt çantasında taşınabilen, dar alanlardan kalkıp iniş yapabilen, hangar gibi büyük tesislere ihtiyaç duymayan, süzülen, motorsuz, dünyanın şu ana kadarki en ucuz ve pratik hava aracını geliştirmiş oldular. Nasıl kullanılır derseniz; uygun bir tepeye çıkarsınız, paraşütünüzü çantasından çıkarıp rüzgara karşı serer, iplerinizi kontrol edip kaskınızı takar, harnes dediğimiz sırt çantası görünümünde uçarken oturduğumuz ekipmanı kuşandıktan sonra, yamaç paraşütünüze (kanat) karabinler aracılığıyla bağlanırsınız. Artık kalkış yapmaya hazırsınızdır. Kalkış için hızlı ve güçlü bir şekilde koşmaya başlarsınız, bu sırada kanat içine hava dolarak sizin üstünüzde yükselmeye başlar. Tam tepenize geldiğinde hafifçe elinizde bulunan fren iplerini çekerek yavaşlatırsınız ve koşmaya devam edersiniz. Kısa bir süre sonra kanat sizi taşımaya başlar ve tepeden uçarak ayrılırsınız. Artık her iki yanınızda bulunan fren iplerini kullanarak, dönmek istediğiniz yönün ipinin çekerek kanadınızı yönlendirir ve etrafınızdaki muhteşem manzarayı seyrederek, uçuşun keyfini çıkarırsınız. İnişte de uygun, temiz bir alan seçerek, havada “S” ‘ler çizip rüzgarı karşılayacak şekilde son yaklaşmaya hazırlanırsınız. Son aşamada yerden 1-1,5 metre yükseklikteyken iki freni tam çekerek yumuşak bir şekilde inişinizi gerçekleştirirsiniz.

Tekrar hikayeme dönecek olursak; başlangıç, kulüp pilotu, yardımcı eğitmenlik ve eğitmenlik aşamalarını geçtikçe,  yamaç paraşütünden aldığım keyif ve tecrübe seviyem artmaya başladı. 2006 yılında 7 saat süren 178 kilometrelik bir uçuşla (Denizli > Afyon) EN B kategorisinde Türkiye mesafe rekorunun sahibi oldum. Evet, yamaç paraşütünde serbest paraşütten farklı olarak yükselen hava hareketleriyle(termik) bulutlara kadar çıkabilir, bir sonraki termiği bulana kadar süzülebilirsiniz 🙂 Bu şekilde, seviyenize ve yeteneğinize göre güneş batana kadar uzun mesafeler katedip muhteşem manzaralar eşliğinde süzülüp şanslıysanız leylek, kırlangıç ve şahinlerle beraber uçabilirsiniz.  2009 yılında; bu sefer 7sa 38 dk, 194 km (Ankara > Konya) ile Türkiye mesafe rekorunu elde ettim. 2012 yılında, Portekiz’de düzenlenen Yamaç Paraşütü Dünya Kupası ‘nda milli sporcu olarak Türkiye ‘yi temsil etmeye hak kazandım. 2013 yılında; 6 sa 40 dk, 258.9 km (Ankara > Konya) ile o dönemki Türkiye mesafe rekorunu egale ettim. Son olarak, 2014 yılında epik bir günde Kahramanmaraş’tan kalkıp  4600 metre bulut tabanı irtifasında 9 pilot 300 km barajını geçerek Mardin’e uçtuk. Bu uçuşta ben,  334 km ile (7 sa 25 dk) EN D kategorisi Türkiye mesafe rekorunun sahibi oldum. Fırat Nehri, Atatürk Baraj Gölü manzarası eşliğinde geçen bu maceramız, Türkiye medyasında ve Uluslararası dergilerde yer aldı.

Sizlere yamaç paraşütü ile ilgili temel bilgileri ve bu spordaki pek bilinmeyenleri kendi hikayemle harmanlayarak kısaca bahsettim. Sonraki yazılarımda, Ölüdeniz gibi bölgelerde tandem (çift kişilik) uçuşlarda nelere dikkat edilmelidir? Eğitim almak için ne yapılmalıdır? Ne kadar riskli bir spordur? “Ters rüzgar” gerçek midir? ( Cevap: Hayır 🙂 ) konularına değineceğim. Merak ettiğiniz konular var ise, benimle her zaman iletişime geçebilirsiniz.

Sevgi, heyecan ve macera ile kalın 🙂

K.Maraş > Mardin (334 km) uçuşunun GPS kaydı ve detayları:
http://www.ypforum.com/leonardo/flight/21716

https://vimeo.com/105192760
Kahramanmaraş Türkiye Rekor Uçuşları

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir