Vurgun Nedir ve Nasıl Önlenir?

Yazan: Nevcan Uludaş   

Vurgun” Dekompresyon Hastalığı’nın halk arasında kullanılan ismidir. Birçok kişinin bildiğinin aksine, sportif dalışta çok nadir karşılaşılan bir durumdur. Dekompresyon hastalığının oluşum nedeni; tüpten solunan havadaki azotun, basınç altında vücutta birikmesi ve bu biriken azotun belirli bir seviyenin üzerine çıktığında azalan basıncın da etkisi ile dokularda kabarcık haline geçerek problemlere sebebiyet vermesidir. Dolayısı ile ne kadar derinlikte ne kadar süre kaldığınıza ve bulunduğunuz derinlikten yüzeye nasıl çıktığınızla doğrudan bağıntılıdır.

Her dalışta planlama, derinlik ve süre limitleri belirlenmiş dekompresyon tabloları ve dalış bilgisayarları ile yapılmalı ve dalışlar dekompresyon riskinden uzak organize edilmelidir. Bir başka deyişle, dekompresyon rahatsızlığının oluşması; ancak kişinin belirli bir derinlikte kalması gereken süreden daha uzun kalması, yüzeye gereken hızdan daha hızlı dönmesi ve acil durumda uygulanacak kurallara uymaması durumunda olasıdır. Bu da sorumluluk sahibi ve emniyetli bir dalıcının davranış yapısından uzak bir tutumdur. Unutmayın, güvenli dalış iyi bir eğitimle başlar!

Atıl gaz deyimi, vücutta kimyasal veya biyolojik herhangi bir etkileşime girmeyen gaz anlamına gelir. Hava ile yapılan dalışlarda azot, karışım gaz ile yapılan dalışlarda; HELIOX (helyum-oksijen) için helyum; TRIMIX (azot-helyum-oksijen) için azot ve helyum dekompresyon hastalığı nedeni olabilirler. Aynı şekilde çözünmeye uğrayan oksijen vücutta tüketildiğinden dolayı kural olarak dekompresyon hastalığına yol açmaz.

Dekompresyon hastalığında rol oynayan faktörlerin başında derinlik ve bu derinlikte geçen süre gelmektedir. Bunların dışında tekrarlayan dalışlar, hızlı çıkış, dehidratasyon (sıvı kaybı), vücut ağırlığı (yağ/kas oranı), suyun sıcaklığı, daha önce geçirilmiş dekompresyon hastalığı ve dalış sırasında yapılan eforda hastalık gelişimini etkilemektedir.


Hastalığın Belirtileri ve Tedavi

Dekompresyon hastalığı bir çok sistemi ilgilendiren bir hastalıktır. Deri ve/veya kas iskelet sistemini tutan hafif tipten; sinir sistemi, iç kulak, sindirim sistemi, üriner sistem vb. tutan ağır tipe kadar değişebilmektedir. Azotun yağda çözünürlüğü fazla olduğundan merkezi sinir sistemi (CNS – Central Nervous System) tutulumu sıktır.

Bu hastalığın belirtileri 1 ile 6 saat içerisinde kendini gösterir. 24 saat içinde çoğunlukla eklemlerde (bel, omuz ve diz gibi) görülür. Deride kaşıntı ve döküntüler, güç ve denge kaybı, yutmada güçlük, görüş ve konuşma bozukluğu, bilinç kaybı, konsantrasyon bozukluğu ortaya çıkabilir. Uç bölgelerde görülen kaşıntılar, özellikle gövdede leke tarzı döküntüler, mermer görüntüsü, subkutan amfizem, lenf damarlarının tıkanmasıyla portakal kabuğu görüntüsü en bilinen bulgularıdır.

Tedavisinde ilk aşamada hastaya bol su ile birkaç aspirin verilerek, bir basınç odası bulunan sağlık kurumuna sevk edilmeli ve nakliye sırasında saf oksijen solutulmalıdır. Oksijen yalnızca doku hipoksisinin ortadan kalkmasına yardımcı olmaz, aynı zamanda kabarcıkların küçülmesini ve atıl gaz atılımını da kolaylaştırır. Rezervuarlı ağız ve burun maskeleri ile oksijen tedavisi basınç odasına ulaşana dek sürdürülmelidir. Hastanın rahatlığı açısından saatte bir 5–10 dakika gibi kısa süreli hava solunması uygun olabilir.


Güvenlik Beklemesinin Önemi

Dalışlarınızı NoDeco limitlerinde planlasak bile güvenlik beklemesi yapmadan dalışımızı tamamlamamız önerilmez. Aşağıdaki tablo 30 metreye 25 dakika yapılmış NoDeco limitleri içerisindeki bir dalış sonrası sayılan kabarcık adedini veriyor. Bunlara sessiz kabarcıklar deniyor. Bu kadar küçük ve az kabarcığın vücut için bir tehlike yaratmayacağı bilinmektedir. Ancak miktarı fazlalaştıkça dekompresyon riskini de artmaktadır. Mavi bölge güvenlik beklemesi yapılmadan çıkış sonrası kabarcık sayımını veriyor. Kırmızı bölge 3 metrede 2 dakikalık bir güvenlik beklemesinden sonraki kabarcık sayısını ve sarı bölge ise 6 metrede 1 dakikalık ve 3 metrede 4 dakikalık güvenlik beklemelerinin sonrasındaki kabarcık miktarlarını veriyor. Farklar oldukça önemli! Güvenlik beklemeleri ile kabarcık sayıları kritik olarak azalmakla beraber aynı zamanda dalış sonrası atılım süreleri de çok kısalmakta.

Not: Dalış sonrası ilk 10–15 dakikada sessiz kabarcık atılımı en üst düzeye ulaşır. Bunu tabloda görebiliyoruz.


Yüzerliliğin Önemi

Su altındaki pozisyonunuzun dekompresyon hastalığına dolaylı yollardan bağlantılı olduğunu hiç düşünmüş müydünüz? Karadaki gibi dik durmaya devam etmeniz durumunda, vücudunuzun en üst noktası ile en alt noktası arasında yaklaşık 1,5 metrelik bir fark olacaktır. Dalış bilgisayarı kullanıyorsanız ya kolunuzda (yaklaşık göğüs hizanızda) yada regülatörünüzün göstergesinde (yaklaşık bel hizanızda), sizin maximum derinliğinizden daha yukarıda konumlanmış olacaktır. Burada derinlikten dolayı oluşacak basınç farkından dolayı bilgisayarınızın verileri sizin için net sonuçlar vermeyecektir.

Ayrıca bu pozisyonda daha fazla efor harcayacağınız için, yukarıda da belirtildiği gibi, dekompresyon riskini arttırmış olacaksınız. Bu nedenle yüzerliliğinize özen göstermeyi lütfen ihmal etmeyin.

Su altında olması gereken doğru duruş pozisyonu


Şu kategoriye gönderildi: Dalış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir